15 Nisan 2009

Smile …Just for yourself

life

Bedtime stories başlıklı internet güncesini okuyordum sabah saat 8:30 civarında, 3-4 saat uyumuştum iç hesaplaşmalarla geçen bir gece geçirmiştim, sinirliydim, kendimle yaptığım mücadeleler beni yorgun düşürmüştü. Sayfada gezerken, bahsettiğim internet güncesinin yazarı olan Rigor Mortis’in “twitter”sayfasında yazdığı cümle dikkatimi çekti. “Gülümse,erkekler pozitif kızları sever :D”

Mutfağa gittim okuduktan sonra cümleyi, pencereden baktım puslu, kapalı bir hava vardı dışarıda. Gökyüzüyle aynı rengi taşıyan deniz sakin sakin, kayalıklara çarpıyordu.

Gülümsedim.

Gülümsedim çünkü yaşıyordum, nefes alıyordum, muhteşem manzaralı bir evde oturuyordum, bundan da öte o muhteşem manzarayı görebiliyor, görmekten de öte tadını alabiliyordum, koklayabiliyordum.

Bundan daha muhteşem ne olabilirdi? “Yaşıyorum” diye geçirdim içimden. İçim, tarif edemeyeceğim bir duyguyla doldu.

Nefes aldım, göğüs kafesimin şişmesini hayranlıkla seyrettim. Aldığım nefesi, müthiş bir tatminle,verdim.

Yaşıyorum

Gülümsedim, bir erkek için değil, arkadaşım,sevgilim, ailem için değil, var olduğum için, varlığımın kutsallığını tüm hücrelerimde hissedebildiğim için. Gülümsedim, sadece kendim için.

Not: Başlık içimden İngilizce yazmak geldiği için İngilizce. Bazen, kelimeler ağzımdan İngilizce çıkıyor, bazen İngilizce düşünüyorum hatta rüyalarım bile İngilizce oluyor.

13 Nisan 2009

Çikolatakoliklere Müjde!

chocoholic

Bilim adamları, çikolatakoliklerin sıfır kaloriyle çikolatanın tüm zevklerini tadabilecekleri Le Whif olarak adlandırdıkları yeni bir sprey keşfettiler.

Bu devrim niteliğindeki alet, çikolata sevenlerin, kilo almadan, suçluluk duymadan çikolata hazzı yaşamalarını sağlıyor. Bunu nasıl mı yapıyor? Çikolatayı -sigara içer gibi- içinize çekiyorsunuz yemiyorsunuz.

Harvard’lı profesör David Edwards tarafından icat edilen Le Whif dört farklı aromaya sahip: Ahududu, Nane, Mango ve sade.

Bu profesöre ilham veren şey ise sıradan yemek yeme adetlerimizin ötesine geçecek bir yol düşünmekmiş. Bu aletle , yemek yeme şeklimizi, yiyeceği çiğneyerek yutmak yerine içimize çekmek gibi sıra dışı bir biçime dönüştürüyor.

Devrim yaratacak alet:Le Whif

Aletin çalışma mantığı şu: Kullanıcıların içine çektiği çikolata aromalı toz, küçük plastik bir silindirde yer alıyor. Üstelik bu tozlar akciğere gitmeyecek kadar büyük, ayrıca özel bir ağızlık tasarlanmış. Tozu içinize çektiğinizde, ağzınız enfes çikolata tadıyla doluyor. Ayrıca, sıfır kalori ve diyet menümüzün olmazsa olmazları arasında yer alacağı kesin.

Üstelik çikolata sadece başlangıç, gelecekte daha farklı besinlerin de sprey şeklinde satıldığını görebiliriz. Kim bilir, belki bir gün, 3 öğün yemeğimizi bu sıfır kalori spreylerden sağlarız. Muhteşem olmaz mı?

Bu harika ürün 29 Nisan’da satışa sunuluyor,her bir kartuşun maliyeti 1.50£ olacak ve defalarca kullanılabilecek.

Türkiye’de satışa sunulmasını dört gözle bekliyorum:)

Kaynak: Telegraph.co.uk

12 Nisan 2009

Vejetaryen olmak

07-metamorphosis3

Et ağırlıklı beslenen birisiyim, sebze yemekleri, çeşitli çorbalar bile bizde etsiz pişirilmez.Ancak, bir süredir, et yemekten vazgeçmeyi düşünüyordum. Başlıca sebebi de hayvanların çiftliklerde her tür haklarından mahrum bir şekilde beslenerek tuhaf makinelerle kesilmeleriydi. Nasıl başlayacağımı bilmezken, dün akşam yediğim et yemeğinin midemi berbat etmesiyle bugünden itibaren et yemeyi bırakmaya karar verdim.

İşsiz kaldıktan sonra, kendimle baş başa kalabileceğim çok boş zamanım oldu ve şu anda kendimi koza içinde bir tırtıl gibi hissediyorum. İçimde bir şeyler değişiyor, ben değişiyorum bir tür “metamorphosis” aşamasındayım.

Yiyip içtiklerim, vücudumun, hücrelerimin içine girip bir tür inşaat malzemesi gibi beni her gün yeniden oluşturduğuna göre hücrelerimin de bu “metamorphosis” aşamasında değişmesi kaçınılmaz. Üstelik spora başlayarak ilk adımı attığıma göre bundan sonra vejetaryen olarak, hücrelerimin ölü hayvanlardan aldığım yapı taşlarıyla inşa edilmesini engelleyebilir ve hayatımın bu evresinde hem bedensel hem de ruhsal olarak yenilenmiş, başkalaşmış biri olmayı başarabilirim.

Vejetaryen biri olarak, dengeli nasıl besleneceğimi, vücudumun ihtiyaç duyduğu temel besin maddelerini nasıl alacağımı bilmiyorum. Ama bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp değil mi?

Bir de sigarayı bırakabilsem…

Bu arada muhteşem bir şarkı keşfettim. Dinlerken, tüm varlığınızla hissedebildiğiniz, sizi çok farklı ruhsal bir yolculuğa çıkaran bir şarkı. Şu anda dinlerken, kalp atışlarımın bile müziğin ritmine uyduğunu, kanımın damarlarımda usulca aktığını hissedebiliyorum.

10 Nisan 2009

Hayal Kırıklığı

brokenglassfj1

1 aylık spor faaliyetlerim sonunda,haftanın 3 günü 2,5-3 saat arası spor yaptım-hiç kilo vermemişim. Canım sıkıldı tabii, ama yılmak yok yola devam. Daha ağır bir program istedim, eve sürünerek dönmek zorunda kalsam bile pestilim çıkana kadar spor yapacağım. Çok hırslandım çok.

Bugün ilk defa yoga dersine katıldım. Bazı hareketler zor geldi, yapamadım ama eğlenceli buldum.

Kendime notlar:

  • İçilen hazır kahve miktarı acilen azaltılacak.
  • Asansöre binilmeyecek merdiven kullanılacak.
  • Düzgün beslenilecek.
  • Bol bol su içilecek.
  • Sigara bırakılacak.
  • Sabahları erken kalkılıp geceleri erken yatılacak.

9 Nisan 2009

Yorgun ve Yalnız

Her yerim ağrıyor. Neredeyse bir ay oldu başlayalı spor yapmaya, ama hala vücudum alışamadı. Her yerim ağrıyor, yürüyemiyorum bile. Üstelik yarın da gideceğim. Bir de konferans var. Akşam da ilk defa yoga dersine katılacağım. Bu kadar işi bu yorgun vücut nasıl başaracak ben de bilmiyorum.

Akşam akşam, canım da sıkıldı. Nedense yalnız hissettim kendimi. Yalnızım zaten ama yalnızlığımı hissetmemek için elimden geleni yapıyorum. Meşgul etmeye çalışıyorum kendimi düşünmemek için. Kaçış yolum bu benim gerçeklerden.

Belki de lanet olası duygusal şarkıları dinlemekten kaçınmalıyım.

Veya televizyon karşısına geçip anlamsız televizyon programları arasında gezinmeliyim.

Yoksa,masamın üzerinde duran cd yığını arasından bir film seçip seyretmeli miyim?

Ne yaparsam yapayım, bu yapış yapış yalnızlık duygusu gelip sokulacak bana biliyorum. Yaptığım onu görmezden gelmeye çalışmak sadece.

little girlGece korkunca kafasını yorganın altına sokup korkularından saklanan küçük bir çocuğa benziyorum ben. Yataktan çıkıp, lambayı açmaya ne gücüm ne de cesaretim var.

8 Nisan 2009

Do you speak English?

Bir dil bir insan… Ondan da öte aslında.  Yabancı dil bilmek bir çok kapıyı açıyor bize.  İnternet üzerinden yabancı dil eğitimi veren bir çok site olsa da çoğunluğu ücrete tabi. Ama size İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca ve daha bir çok dili öğrenebileceğiniz, bu dilleri öğrenen diğer kişilerle rahatlıkla iletişim kurabileceğiniz ,üstelik tamamen bedava bir site önersem ne dersiniz?

Sitenin adı LiveMocha .  Siteye girdiğinizde aşağıdaki sayfa ile karşılaşacaksınız.

livemocha1

Bu sayfada

1. “I speak” radyo düğmesinden konuştuğunuz dili

2. “I am learning radyo düğmesinden öğreneceğiniz dili

seçtikten sonra “Get Started”düğmesine tıklayın.

Yeni bir ekran çıkacak karşınıza. Bu sayfada

  1.  Username: Kullanıcı adı. (diğer kullanıcılara bu ad gösteriliyor)
  2. E-mail adress:E-posta adresiniz.(Bu adres siteye girerken kullanacağınız adres.Geçerli bir adres olmalı)
  3. Confirm E-mail: E-posta adresinizi bir kere daha yazıyorsunuz.
  4. Password: Şifre
  5. Confirm Password: Şifrenizi yeniden yazın.
  6. I am From: hangi ülkeden olduğunuzu seçiyorsunuz.
  7. I speak: Hangi dili konuştuğunuzu belirtiyorsunuz.  Hemen yandaki düğmeden seviyenizi seçiyorsunuz. Beginner-Başlangıç Düzeyi, Intermediate- Orta seviye, Advanced-İleri Düzey,Fluent-Akıcı, Native-Ana dil. İsterseniz “+Add another language” seçeneği ile başka dilde ekleyebilirsiniz.
  8. I am learning: Öğrenmek istediğiniz dili bu radyo düğmesinden seçiyorsunuz. 7. maddede olduğu gibi dil seviyenizi de belirtiyorsunuz. “+Add another language” seçeneği ile başka dilde ekleyebilirsiniz.
  9. “ Register” düğmesine basarak kayıt oluyorsunuz.

“Welcome to Livemocha” başlıklı sayfaya geldiniz. Bu sayfada 2. maddede belirtilen e-posta adresinize bir aktivasyon e-postası gönderildiği, oradaki linke tıklayarak üyeliğinizi onaylayacağınız ve e-posta adresinizi teyit edeceğiniz söyleniyor. Eğer 10 dakika içinde bir e-posta almazsanız “Spam” veya “Junk” kutunuzu kontrol etmeniz isteniyor.

E-posta kutunuza gelen bağlantıya tıkladığınızda yen bir pencere açılacak.Bu sayfada profilinizi oluşturuyorsunuz. İsterseniz “Continue” düğmesinin hemen yanında yer alan “Skip this step” bağlantısına tıklayarak bu aşamayı geçebilirsiniz. Geçmek istemeyenler için adımlar:

  1. Name: burada kullanıcı adınız gözükecek. Mesela “Morcennet”
  2. Brief introduction: (please limit to 1024 characters) kısmına kendinizle ilgili kısa bilgiler yazabilirsiniz. 1024 karakter kısıtlaması var
  3. Gender: Bölümünde cinsiyetinizi belirtebilir veya “unspecified” diyerek boş bırakabilirsiniz.
  4. Upload a Profile Image (max file size is 12MB - GIF, JPG or PNG): İsterseniz 12 mb boyutunu geçmeyen GIF,JPG veya PNG uzantılı profil resminizi bilgisayarınızdan yükleyebilirsiniz.
  5. “Continue” deyin.

Continue dediğinizde karşınıza “Let Livemocha Help You Find Language Partners” başlıklı bir sayfa çıkacak. İsterseniz,“Skip this step” bağlantısına tıklayarak bu aşamayı geçebilirsiniz.  Geçmek istemeyenler için:

I am learning for (check all that apply):  Ne için yabancı dil öğrendiğinizi belirtiyorsunuz. Birden fazla seçenek işaretleyebilirsiniz. Seçenekler şunlar: Fun-Eğlence; Travel-Seyahat; Work-İş; Emigration-Göç;Academic Improvement- Akademik Çalışma; Test Preparation- Sınava hazırlık; Culture Sharing-Kültürel Paylaşım; Friendship-arkadaşlık;Relation-İlişki;Other-Diğer

Livemocha , hangi dilleri öğrendiğinize, bildiğinize bakarak ve bu sayfadaki tercihlerinizle uyuşacak, size dil öğrenmenizde yardımcı olabilecek kişileri tavsiye edeceğinden aslında bu aşama önemli. Ama “Skip this step”  diyerek bu sayfayı geçebilirsiniz de.

Neden yabancı dil öğrendiğinizi işaretlediyseniz “Find Language Partners” düğmesine basın.

Add your suggested Language Partners as Friends” başlıklı sayfa açılmış olmalı. Bu sayfada bir çok kişinin fotoğrafını göreceksiniz. Fotoğrafların üzerine imleci getirdiğinizde kişilerin kullanıcı adlarını, ne için yabancı dil öğrendiklerini,  hangi dilleri konuştuklarını görebilirsiniz.

Kişilerin resimlerinin hemen yanlarında “Add friend (arkadaş olarak ekle)”, “Send Message ( Mesaj gönder")”, “Chat(sohbet et)” seçenekleri yer alıyor. Size uygun gelen, dil öğrenmenizde yardımcı olabilecek, sizinle aynı motivasyonlara sahip kişileri arkadaş listenize ekleyebilir, onlara mesaj atabilirsiniz.

Birisini arkadaş olarak eklemek istediğinizde sayfanızda küçük bir kutucuk açılıyor, bu küçük kutucuğa isterseniz o kişiye bir mesaj yazdıktan(kendinizi tanıtabilir, neden o kişiyi arkadaş listenize eklemek istediğinizi belirtebilirsiniz)  sonra “add as friend” düğmesine tıklayın. Tıkladıktan sonra arkadaşlık isteğiniz karşı tarafa iletiliyor ve kutucuk otomatik olarak kapanıyor.

Arkadaş listenizdeki kişiler, dil öğrenirken size çok yardımcı olacak. Bu sitedeki her dersin sonunda öğrendiğiniz konuyla ilgili yazılı, sözlü ödevler oluyor. Bu ödevleri, arkadaşlarınızın kontrol etmesini isteyebiliyorsunuz. Yanlışlarınızı düzeltiyorlar, tavsiyelerde bulunuyorlar. İsterseniz onlarla sohbet de edebiliyorsunuz.

Son aşamaya geldik. Şu anda “Invite Friends” başlıklı bir sayfadasınız. Burada, bu siteden haberdar etmek istediğiniz arkadaşlarınız varsa, onların e-posta adreslerini virgüllerle ayırarak “E-mail” kutucuğuna yazıyorsunuz, alttaki “preview mesaj” kısmında siteyi tanıtan ifadeler var, bunları değiştirerek kendi mesajınızı yazabilirsiniz. 512 karakter kısıtlaması olduğunu unutmayın. “Send invite” düğmesine basarak arkadaşlarınızı davet ediyorsunuz.Diğer sayfalarda olduğu gibi “Skip this step”  diyerek bu sayfayı geçebilirsiniz.

Bundan sonraki sayfa tanıtım amaçlı, skip this step dediğimizde üyeliğimiz tamamlanmış oluyor.

Karşınıza aşağıdaki sayfa çıkacak. Resim üzerinde açıklamalar yaptım. İyi eğlenceler….

livemocha2

 

Bağlantılar: Livemocha

7 Nisan 2009

Neden Mutsuzuz?

mutsuzluk

Hayatımızda eksik olan şey ne? Nedir bizi tatminsizlik kulvarında hiç bitmeyecek bir yarışa sokan? Neden sahip olduklarımızla yetinmiyoruz? Neden bir şeye sahip olduktan sonra yenisinin peşinden koşuyoruz? Neden mutluluğu sadece bir şeylere-ev,araba, para,eş çocuk,kariyer,v.s.- sahip olmayla bağdaştırıp bunlara sahip olamadığımız zaman eksik, mutsuz hissediyoruz? Neden yedi gün yirmi dört saat hayatımızda bir şeylerin eksik olduğu düşüncesiyle boğuşup duruyoruz?

Bir defasında, bir arkadaşıma bugün sebepsiz yere kendimi mutlu hissediyorum dediğimde, mutlu olmak için bir sebebe mi ihtiyacın var demişti.

Mutlu olmak için bir sebebe ihtiyacım olmamalı. “Varım öyleyse mutluyum” diyebilmeliyim belki de.