28 Mart 2009

Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği açıklandı

Helikopter kazasında ölen 6 kişinin de cesetleri teşhis için Muhsin Yazıcıoğlu'nun Kızılöz Köyü'nde bekleyen ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu ve BBP MKYK üyesi Kemal Yavuz helikopterle enkazın bulunduğu yere getirildi. Yusuf Yazıcıoğlu, kardeşinin cenazesini teşhis etti. Teşhisin ardından Muhsin Yazıcıoğlu'nun cenazesi eşi ve kızının beklediği Kızılöz Köyü'ne getirildi. Diğer cenazeler de enkazdan helikopterlerle alındı.
Bu gelişmelerin ardından saat 14.00 sıralarında Göksun Kaymakamlığı'nda oluşturulan Kriz Merkezi'ne Yazıcıoğlu ve 5 kişinin cesetlerinin alındığı bilgisi verildi. Kriz Merkezi de hemen durumu Ankara'ya BBP Genel Merkezi'ne bildirdi.
BBP Genel Merkezi'nde umutla bekleyen parti yöneticileri bu haberle yıkıldı. BBP Genel Sekreteri Yalçın Topçu yöneticilerle birlikte bina önünde tekbir sesleri arasında yaptığı açıklamada Yazıcıoğlu ve 5 kişinin yaşamlarını yitirdiğini açıkladı.

kaynak:milliyet

Bu nasıl bir acizlik

Dün Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibinin bulunduğu helikopterin enkazına ulaşıldığı söylenmişti, bugün BBP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Destici , "Enkaz bölgesinde 4 kişinin cesedine ulaşıldı ancak Muhsin Yazıcıoğlu da dahil olmak üzere 2 kişinin cesedine ulaşılamadı"  dedi.

Bu nasıl bir acizlik,nasıl bir organizasyon, nasıl bir iletişim eksikliği. Enkaza ulaşılması zaten 4 gün sürdü,üstelik enkaz bölgesine ulaşan Koruculardan Selim Işık kazadan hemen sonra enkazın bulunduğu yer ile ilgili ihbarda bulunduklarını iddia ediyor. İddia doğruysa bu ihbar neden değerlendirilmedi?

Dün enkaza ulaşılmasına rağmen ceset sayısı ile ilgili doğru dürüst bilgi sahibi olamıyoruz. Bulunan enkazdaki cesetleri saymayı beceremiyorlar. Yazıklar olsun…

Peki bulunan cesetler arasında Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibinde bir kişi yoksa, kazazedeler nerede?Başlarına ne geldi?

27 Mart 2009

Küçük bir kuş patronunuza berbat biri olduğunu söylerse

HLG_Twitter_Fired Sanal dünyada dürüstlüğe inanan bir kişiyim, WoW oynarken,facebook’da gezinirken,Twitter’da tweet yazarken dürüst olmaya çalışıyorum. Ancak,internetde yazdığınız herhangi bir şeyin bulunabileceğini aklınızdan çıkarmamanız gerkiyor.Siz istediğiniz kadar gizlilik ayarı yapsanız da sadece aileniz, arkadaşlarınız, iş arkadaşlarınız ve patronlarınızın karşısında söyleyebileceklerinizi internet ortamında paylaşmaya gayret edin. Çünkü, siz internet kullanabiliyorsanız, patronunuz da kullanabiliyor.

Şimdi gelelim oldukça komik Twitter hikayemize

Cisco tarafından iş teklifi yapılan biri (theconnor) şu tweeti yolluyor:

“Cisco just offered me a job! Now I have to weigh the utility of a fatty paycheck against the daily commute to San Jose and hating the work”(Cisco az önce bana iş teklifi yaptı! Şimdi San Jose'de hergün nefret ettiğim bir işe gitmek ve dolgun bir ücret arasında ikilemdeyim)

(ne yazık ki ,@theconnor adlı kullanıcı güncellemelerini artık kısıtlamış durumda, iş işten geçtikten sonra)

Bir kaç saat içinde kullanıcımız Cisco avukatı olan Tim Levad’dan bir cevap alıyor:

‘”Who is the hiring manager. I’m sure they would love to know that you will hate the work. We here at Cisco are versed in the web.’” (insan kaynakları müdürü kim. Eminim işten nefret ettiğini öğrendiğine bayılacaktır. Cisco'da webi oldukça iyi takip ederiz”)

Orijinal mesajlar twitter sayfalarından silinmiş durumda. Ama bu hikaye bize “her söylediğin doğru olsun ama her doğruyu her yerde söyleme” sözünü kulağımıza küpe yapmaya yetiyor.

Bir helikopter kazasının ardından

Allah noktayı koyduktan sonra onu soru işaretine dönüştüremezsiniz demişti bir arkadaşım.Ne kadar doğru bir söz…

Muhsin Yazıcıoğlu 'nun helikopter enkazına bugün ulaşıldı,üstelik daha önce arama yapılmayan bir bölgede.Ölenlere Allah'tan rahmet yakınlarına da başsağlığı diliyorum, Allah sabır versin hepsine.

Helikopterin düştüğünün öğrenildiği andan itibaren hepimiz de sancılı bir bekleyiş başladı, ama saatler,günler geçip de hala enkaza ulaşılamayınca (ki hala bunu neden beceremediler anlamış değilim)umut umtsuzluğa dönüştü. –15 derece gibi soğuk bir havada kar,tipi gibi olumsuz koşular altında yaralılar ne kadar süre hayatta kalabilirlerdi ki…

Cep telefonu sinyallerinden kaza yerinin tespit edilememesi de bana hiç mantıklı gelmiyor. Helikopterin bulunduğu noktanın cep telefonu sinyalleri ile kooordinat olarak belirlenememiş olmasına, baz istasyonlarının dağlık bölgedeki ‘yansıma yanıltması’nın yol açmış olabileceği söyleniyor. Ancak, böyle bir olasılık dikkate alınarak hesaplama yapılamaz mıydı?

Enkaz yerine Döngel köyünden bir grup gönüllü ulaşmış, enkaz Kanlıçukur denen bir bölgedeymiş. Bölgedeki koruculardan Selim Işık, kazadan hemen sonra enkazın bulunduğu yer ile ilgili olarak ihbarda bulunduklarını söylemiş, ayrıca Işık, “Üç gün önce biz o bölgeye gittik, kablo kokusu aldık. Tipi var diye korkup döndük. Söylediğimizde gidilseydi, o muhabir arkadaş kurtarılmış olurdu” demiş.

Eğer bu söyledikleri doğruysa arama kurtarma çalışmalarında ciddi bir ihmal var.

Ne dersek diyelim,ölenleri geri getiremeyiz, ama eğer becerebilirsek bu olaydan ders çıkarıp ileride benzer kazalar yaşandığında belki hayat kurtarabiliriz. Ama bunun için ciddi araştırmalar yapılması ,  yeni teknolojilerin ülkemizde kullanıma sokulması gerek. Ancak biz böyle bilimsel bir yaklaşımın çok uzağındayız diye düşünüyorum.

Bundan sonra ki günlerde olacakları biliyorum, karşılıklı suçlamalar,ithamlar,bağırış çağırış,kavga gürültü.Sonra da olaylar yatışacak,bizler de Muhsin Yazıcıoğlu ve ekibinin bir helikopter kazasında öldüğünü, arama kurtarma çalışmalarının fiyasko olduğunu unutup,yaşamımıza devam edeceğiz sanki hiç olmamış gibi ta ki başka bir kaza olana kadar.

İşsiz olmanın dayanılmaz hafifliği

6 ay önce istifa ettim, çok sıkıntılı bir iş ortamında uzun seneler çalıştıktan sonra artık dayanamayacak duruma gelmiştim. Ayrılınca üzerimden büyük bir yük kalktı, uzun bir süreden sonra ilk defa kendimi huzurlu hissettim. İş aramadım bunca zamandır, kendime biraz vakit ayırmaya ihtiyacım vardı,tabii bir de ne yapmak istediğim konusunda kararsızım.Birikimlerim yavaş yavaş suyunu çekmeye başladı, ama ben hala ne yapacağımı bilmiyorum.
Yine de kendimi hiç olmadığım kadar özgür hissediyorum.

Earth Hour (dünya saati)

180px-Earth-Hour-Logo

Earth Hour WWF (World Wide Fund for Nature/Word Wildlife Fund)tarafından küresel ısınmaya karşı bilinçlendirme amacıyla düzenlenen, Mart ayının son cumartesi günü ev ve işyerlerinde gereksiz ışıkların ve elektrik aletlerinin kapatılmasını isteyen yıllık uluslarası bir etkinlik.

Bu yılki Dünya Saati 28 Mart 2009’da gerçekleşecek. 20:30-21:30 saatleri arasında Türkiye’de de sönecek ışıklar insalığın küresel iklim değişikliğine karşı birşeyler yapmaya niyetli olduğunu tüm karar vericilere göstermiş olacak.

Katılımlarınızı bekliyoruz.

http://www.earthhour.org/take-action

http://twitter.com/earthhour Twitter'da Dünya Saati

Mor Uzerine

purpsmoke

Mor; miktar mavi ile bir miktar kırmızının karışımından ibaret. Mavi; sükunet. Kırmızı; şiddet.Kırmızı ve mavinin birbirne tezat anlamlarını bünyesinde taşıyan gizemli renk…

Mor saltanat ve asalet rengi. Kleopatra’nın en sevdiği renk.Jüpiter Gezegenini temsil ediyor.Ayrıca gay toplumunda “pride”renk.

Mor canlandırıcı,beyni ve sinirleri yatıştırıcı,maneviyat hissi uyandırıyor,yaratıcılığı simgeliyor.

Mor kırmızı ile mavinin med ceziri…